Hepatit C Virus (HCV) Enfeksiyonu, Hepatit C virusu olarak adlandırılan bir virusun neden olduğu bir karaciğer hastalığıdır. Özellikle bu virus ile enfekte olan kan ve kan ürünlerinin kullanımı sonucu bulaşır.

Akut dönemlerde klinik belirti ve bulguları çoğu kez fark edilmediği için hastalık ayaktan geçirilir ve bu dönemde tanı konabilme olasılığı son derece düşük olur. Hastalık erken dönemde fark edilmediğinden hastaların %80-85’inde HCV virusu kalıcı hale gelir ve hastalık kronikleşir. Erken dönemde fark edilen hastalar için uygulanan tedavi ile hastalık tamamen kontrol altına alınabilir. Kronik dönemde HCV hastalarına yönelik tedavinin amacı, karaciğer dokusu ve kandaki virus sayısını azaltmak, karaciğer dokusunda virusun neden olduğu ya da olacağı hasarı azaltmak ve önüne geçmektir. Böylece kronik HCV hastalarında ileri yıllarda ortaya çıkabilecek olan siroz ya da karaciğer kaynaklı kanserin önüne geçilmiş ya da bu olasılık azaltılmış olur.

Hepatit C virusu özellikle virusu taşıyan kan ve kan ürünlerinin kullanımı ile bulaşır. Az oranda cinsel yoldan bulaş söz konusudur. %5-6 oranında HCV hastası annelerin bebeklerine doğum esnasında virusu bulaştırabildikleri saptanmıştır.

Bu tür uygulamalar sadece HCV açısından değil, hepatit B virusu, HIV gibi kan ve kan ürünleri ile bulaşabilen enfeksiyonlar için risk teşkil ederler. Bu nedenle uygun asepsi-antisepsi kuralları içinde uygulanması ve hijyenik şartlar gerekmektedir.

HCV enfeksiyonu doğum esnasında bebeğe bulaşabilen bir enfeksiyondur. Bulaş riski %5 dolayında olup, annede bulunan HCV sayısı (vrius yükü) ile bulaş riski artış göstermektedir.

Hepatit C Virus enfeksiyonu her nekadar kan ve kan ürünü ile bulaşmakta ve az da olsa cinsel yoldan bulaş görülse de, aynı evde yaşayan insanlarda da bulaşın olabildiği saptanmıştır. Bu durum hastalara ait kişisel eşyaların ortak kullanımının bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle HCV pozitif bir hasta ile bir arada yaşayan kişiler aynı kişisel eşyaları, kaşık, çatal ve bardağı paylaşmamalıdır. Ancak HCV’li bir hasta ile aynı evde yaşamak diğer yaşam düzenini değiştirmeyi gerektiren bir durum değildir. Bulaşık, banyo ya da çamaşır temizliği için ayrı bir önlem alınması gerekmez.

Damar içi uyuşturucu bağımlılığı ve ortak enjektör kullanımı,

Korunmasız cinsel ilişki ve birden fazla partner

Hemofili hastası olup trombosit süspansiyonu ya da taze donmuş plazma kullanım zorunluluğu

Organ transplant alıcıları

Uygun olmayan şartlarda yapılan her türlü cerrahi işleme maruz kalanlar

Riskli alanlarda yapılan dövme, akapunktur ve piercing uygulamaları

Uygun olmayan şartlarda yapılan diş çekimi ya da diğer cerrahi girişimler vb.

Hepatit C Virus enfeksiyonu virus bulaşından yaklaşık 15 gün ile 180 gün arasında ortaya çıkar. Hastaların çoğu bulaşın ne zaman ve nereden gerçekleştiğini merak ederler. Hastalığın ilk tespit edildiği anda bulaş kaynağı ve zamanını tespit edebilmek çoğu kez mümkün değildir. Öncelikli olarak kan ya da kan transfüzyon öyküsü, damar içi uyuşturucu kullanımı, dövme, piercing uygulamaları , kanamaya neden olan ciddi vücut travmaları, geçirilmiş küçük ya da büyük cerrahi operasyonlar araştırılmalıdır. Bunun dışında korunmasız cinsel ilişki de bulaş için kaynak teşkil etmiş olabilir.

Bütün Hepatit C Virusları aynı genotipe sahip değildir. Tedavi edilmesi planlanan hastalarda virusun genotip tayinini yapmak tedavi süresi ve olası yanıtın belirlenmesi açısından önemlidir. Genotip 2 ya da 3’e sahip viruslar, genotip 1’e oranla daha kısa sürede tedavi yanıtı oluşturmakta ve daha yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Genotip 1 hastaların tedavi yanıtları daha düşüktür.

Hepatit C Virus enfeksiyonlu hastalar periyodik olarak Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanına muayene olmalı ve kendilerinden istenen bazı testleri doktorun ön gördüğü şekilde tekrarlamalıdırlar. Bu testler içinde karaciğer fonksiyon testleri, hepatit C virus antikorları ve viral yük, rutin biyokimya testleri, idrar analizi, ultranosografi ve bazı özel kan testleri olabilir. Ancak bunların çeşidi, hangi sıklıkta hangisine bakılacağı konusu hekimin kararına göre değişir.

Karaciğer iğne biyopsisi Kronik HCV hastalarında hastalığın hangi aşamada olduğunu ortaya koyan en gerçekçi testtir. Tedavi öncesi hastalığın durumunu belirlemek için yararlı bilgiler verir. Uygulanacak tedavi sonrası yapılan biyopsi sonuçları da tedaviden elde edilen yararın gösterilmesi açısından önemlidir. Hastalığın erken ya da geç dönemleri en doğru şekilde karaciğer iğne biyopsisi ile anlaşılır.

Karaciğer iğne biyopsisi deneyim sahibi kişi ya da kişiler tarafından yapıldığı taktirde tehlikeli bir yöntem değildir. Yöntemin esası hijyenik şartlarda cilt altının uyuşturulması sonrasında steril bir iğne ile koltuk altı orta hatta yaklaşık 8 ve 9. kaburga arasından girilip karaciğer dokusundan bir iğne ucu kadar parça alınması işlemine dayanır. Bu işlem esnasında hastalar çok hafif bir ağrı hissedebilirler. Nefesini tutması ve hareketsiz olması bu ağrıyı ortadan kaldırır. İşlem sonrasında hastalar sırtüstü birkaç saat yatırılır. Uygulama yerine buz torbası konarak kanama kontrolü gerçekleştirilir. Hastalar birkaç saatlik dinlenmenin ardından ayaktan tekrar günlük hayatına dönerler.

Evet. Bu işlem öncesinde size “Onay Formu” adı altında bir belge imzalatılır. Bu belgeyi imzalatırken, hekim yapılacak işlem hakkında size ayrıntılı bilgi verir. Ne yapmanız gerektiği, işlemin ne kadar süreceği, nasıl bir yöntem izleneceği tek tek açıklanır. Siz tamamen bilgilendikten ve işlemin yapılmasını kabul ettikten sonra onay formu imzalatılır ve biyopsi işlemi gerçekleştirilir.

Hastalığın klinik belirti ve bulguları çoğunlukla fark edilmeyecek düzeyde hafif ya da belli belirsizdir. Erken dönemde az sayıdaki hastalarda akut viral hepatit bulguları ile karşılaşılabilir. Bunlar arasında halsizlik, güçsüzlük, iştahsızlık, baş ağrısı, hafif eklem ağrısı, bulantı, sağ-üst yan ağrısı, idrar renginde koyulaşma, göz aklarında sararma, yemeklere karşı tiksinme hissi ve çabuk yorulma hissi ortaya çıkabilir. Bu bulgulara sahip hastalar herhangi bir sağlık kurumuna başvurmalıdır.

Kronik HCV, hastalığın başlangıcından itibaren 6 (altı) aydan daha fazla süre devam eden hastalık tablosuna verilen isimdir.

Kronik HCV hastalarında belirti ve bulgular daha silik ancak süreklilik kazanır. Bu silik belirtiler zaman içinde giderek artış gösterir. Hastaların çoğunluğunda devam eden bir halsizlik söz konusudur. Çabuk yorulma, güçsüzlük, sağ-üst yan ağrısı bulunabilir. Hastaların büyük bir kısmında herhangi bir şikayet bulunmayabilir.

Siroz kronik HCV hastalığnın ileri dönemlerinde ortaya çıkan karaciğer dokusunun giderek tahrip olmasından kaynaklanan bir klinik durumdur. Siroz gelişimi uzun bir süre içinde gerçekleşir ve bu sürenin büyük bir bölümünde hastalığa ait önemli bulgulara rastlanmayabilir. Hastalarda çoğu kez halsizlik ve yorgunluk bulunur. Hastalar arasında bu durum kanıksandığı için ilerleyen bu süreç gözden kaçabilir. Hastalığın ileri dönemlerinde vücutta kırmızı damar lekeleri, avuç içlerinde kızarmalar, karında şişlik, el ve ayaklarda ödem adı verilen şışlikler, ciltte incelme, kuruma gibi belirti ve bulgular ortaya çıkar.

Hastalık çoğunlukla sinsi seyir göstermektedir. Karaciğer dokusunda ortaya çıkan tahribat erken dönemde fark edildiğinde kullanılabilecek ilaçlarla bu olumsuz gidiş kontrol altına alınabilmektedir. Ancak bu durum gözden kaçtığında hastalarda ilerleyici bir karaciğer hasarı ortaya çıkabilir. Bu nedenle hastaların düzenli olarak kontrollerini yaptırmaları, hekimin kendisinden yaptırmasını uygun gördüğü testleri yaptırması ve gerektiğinde tedaviyi kullanması gerekmektedir.

Kronik HCV’li hastaların karaciğer dokusunda ortalama 20-30 yıllık bir süre içinde siroz gelişebilecek değişiklikler ortaya çıkar. Ancak bu süreç bazen çok daha uzun sürebilmektedir. Bazı hastalarda da siroza gidiş daha hızlı olabilir. Hastalarda siroz gelişimine neden olan faktörler arasında ileri yaş, alkol kullanımı, madde bağımlılığı ve beraberinde bir başka karaciğer hastalığı (kronik HBV, alkolik karaciğer hastalığı, yağlı karaciğer vb) bulunması etkili olmaktadır. Bunun dışında sigara ve tütün kullanımı ile erkek cinsiyette siroz gelişiminin daha yaygın olduğu gösterilmiştir.

Kronik HCV hastalarında ileri yıllarda karaciğer kanseri gelişme riski söz konusudur. Bu durum özellikle siroz gelişiminin ardından ya da bağımsız olarak ortaya çıkabilir. Bazı faktörler siroz gelişiminde olduğu gibi kronik HCV hastalarında karaciğer kanser gelişimini hızlandırabilir. Bunlar, alkol kullanımı, hastalarda siroz bulunması, ileri yaş ve madde bağımlılığıdır. Bunun dışında karaciğer kanserinin daha yaygın olarak erkek cinsiyette ortaya çıktığı saptanmıştır.

Kronik HCV hastalarında karaciğer dokusunu tutmasına rağmen diğer sistemlerde de etkilerini gösterebilir. Karaciğer tutulumunun yanı sıra kronik HCV hastalarında metabolik bozukluklara bağlı olarak Diabetes Mellitus adı verilen şeker hastalğına yatkınlık artar. Bunun dışında bazı otoimmün hastalıklar ve romatizmal hastalıkların görülme olasılığı artış gösterir.

Her hastayı tedavi etmek gerekli değildir. Bazı hastalarda yalnızca anti-HCV pozitifliği mevcut olup, HCV RNA pozitifliğine rastlanmaz. Bu hastaların tedavisine gereksinim duyulmamaktadır. Tedavi için gerekli olan şart, anti-HCV ve HCV RNA pozitifliğidir. Bu hastalara virusun genotip tayini yapılarak tedavi başlatılmalıdır. Bu hastalar için karaciğer iğne biyopsi şartı aranmaz. Bu hastaların tedavisinde iki çeşit ilaç kullanılır.

Evet. Akut HCV hastalarında da karaciğer iğne biyopsi şartı aranmaksızın tedaviye başlanması önerilmektedir. Bu tedavide kronik hastaların tedavisinden farklı olarak yalnızca tek çeşit ilaç kullanılır.